titles ana sayfa yazi disizi makaleler diger bilgiler iletisim




 

Bölüm-10      

ARAYIŞ - 6

 

Kur’an-ı Kerim nasıl bir kitaptır? Bir masal / öykü kitabı mı, bir tarih kitabı mı, bir fal kitabı mı, bir ‘ölülere okunacak dualar kitabı mı ’ , bir şiir kitabı mı, bir kanun kitabı mı, bir gelecek için kehanetler kitabı mı veya içinde  pozitif ilimlerin bulunduğu bir bilim kitabı mı? İçinde tüm bunlardan bahsedildiği halde tam olarak ne öykü, ne tarih ne de kehanet kitabıdır...

Şekil olarak ne düz yazı ne de şiirdir denebilir, ama hem düz yazıya hem de şiire benzer, belki ayni anda her ikisidir. Bundan dolayı dünyada şimdiye kadar bu kitap kadar-  minnacık çocuklar dahil- yüzbinlerce insan tarafından baştan sona ezberlenegelmiş başka bir kitap yoktur.. Arab dilinin bir şaheseri olduğu dil uzmanlarınca kesin bir şekilde kabul edilmiştir. Geldiği yıllarda, ki  o zaman MS 610 – 633 yılları idi ,arablar arasında en çok ilgi duyulan sanat edebiyat ve şiirdi, o zaman yaşayan tüm şairleri şaşkına çevirmiş ve hepsi onun üstünlüğünü çaresiz kabul etmişlerdi. Kur’an bu konuda (Yunus suresi 38.) şunları söylüyor: “Yoksa, O’nu (Muhammed) uydurdu mu diyorlar? De ki: Eğer sizler doğru iseniz, allahtan başka gücünüzün yettiklerini çağırın da (hep beraber) onun benzeri bir sure getirin”

 

Yine Kur’an, Tevrat ve İncil gibi diğer kutsal kitaplardan uslubu ile de farklılıklar gösterir. Tevrat ve İncilden farklı olarak bizzat Tanrı peygamberine hitab eder : “( Ey Muhammed! ) de ki; ey insanlar, doğrusu ben, Allah’ın hepiniz için gönderdiği peygamberiyim.” ( A’raf 158.)

 

“(Ey Muhammed!) Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndermişizdir, fakat insanların çoğu bilmezler.” ( Sebe 28.)

 

“(Ey Muhammed!) Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.” ( Enbiya 107.)

 

Tanrı , peygamberine insanlara şunları söyle vs. tarzı dışında, zaman zaman direkt olarak da insanlara hitap eder : “Allah’a itaat edin, peygambere itaat edin ve ( kötülüklerden) sakının.Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki, Peygamberimizin görevi, apaçık duyurmak ve bildirmektir.” ( Maide 92.)

 

“İlahınız  bir tek ilahtır. O’ndan başka ilah yoktur. O ,Rahman’dır, Rahim’dir.”(Bakara 163.)

 

Kur’an evrenin yaratılışı  ve düzeni ile ilgili bilgiler de verir  ve bunlar son bilimsel gerçeklerle uyumludur. Bugün evrenin onbeş milyar yıl önce “Big Bang” adı verilen bir büyük patlama ile yoktan var olduğu bilim çevrelerince kabul edilmektedir. Nasa’nın 1992 yılında uzaya gönderdiği “Cobe” isimli uydu, Big Bang ten sonra uzaya yayıldığı varsayılan radyasyon izlerini tespit etmiştir. Özetle madde, enerji ve zaman yoktan var olunmuşlardır.

Şimdi şu Kur’an ayetine bakalım:

“O, göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır” ( En am 101.)

 

Rus fizikçi Alexander Friedman ve Belçikalı evren bilimci Georges Lemaitre, evrenin bir başlangıcı olduğunu ve sürekli olarak genişlediğini keşfetmişlerdir. Amerikalı astronom Edvin Hubble dev uzay teleskobu ile yaptığı gözlemlerde yıldızların ve galaksilerin sürekli olarak birbirlerinden uzaklaşmakta olduklarını gözlemlemiştir:

“Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz onu elbette genişleticiyiz”( Zariyat 47.)

 

“Sonra duman halinde olan göğe yöneldi, ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, gelin! dedi. İkisi de ‘isteyerek geldik’ dediler.” ( Fussilet 11.)

 

“Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler.”

( Yasin 40.)

 

Bunlardan başka, bunlara benzer daha yüzlerce ayeti Kur’an’da buluruz...

 

Bugün Hz. Muhammedin yardımcısı, dostu ve damadı olan Hz. Osman’ın  Şehit edildiği an okumakta olduğu  Kur’an Kerim üzerinde kan lekeleri olduğu halde Topkapı müzesinde sergilenmektedir. Şu anda dünyanın dört bir yanında var olan ve okunmakta olan Kur’an’ların hepsi birbirinin aynidir. İncillerin durumu düşünülecek olursa bunun  müslümanlar ve insanlık için ne büyük bir mutluluk ve başarı olduğu  yadsınamaz bir gerçektir.

 

Kur’an’da bildirilen hiçbir şey şu andaki pozitif bilimlerle ters düşmemektedir. Günümüzdeki hali ile İncil için bunu söylemeye imkan yoktur. Galile’nin başına gelenleri hepimiz biliyoruz.

 

Kur’an insan ve toplum için dünyada gereken düzen hakkında da bilgiler verir, ruhbanlığı, tembelliği ve evlenmemeyi değil çalışmayı, kazandığından ihtiyaç sahipleri için de bir pay ayırmayı, evlenip çocuk yetiştirmeyi, sağlıklı yaşamayı, insanların birbirleri ile güzel ahlak, adalet, sevgi, yardımlaşma içinde olmalarını ister. İnsan yaratılışı ile tam bir uygunluk içinde

kurallar içerir. Temiz olan ve insan sağlığına uygun olan yiyecekler haksız bir şekilde elde edilmiş olmamaları şartı ile helal kabul edilmiş, insana ve topluma zararlı yiyecek ve içecekler , haksız bir şekilde elde edilenler haram edilmiş, yasaklanmıştır. Hristiyanlıkta olduğu gibi kazanıp zengin olmak kötü görülmemiştir.

 Hristiyan olarak doğdukları ve İslam karşıtı bir ortamda yetiştikleri halde bir çok batılı aydın kendi araştırma ve gayretleri ile  tarafsız kalmayı başarmış ve gerçeklere ulaşmışlardır ki , takdir etmemek elde değildir.  Bu batılı aydınlardan biri  ünlü “Goethe”dir. Time – Life İnternational dergilerinin, hayatı ve eserleri bilinen Avrupalı on yedi  dahi üzerinde yaptığı zeka testinde Goethe iki yüz on puanla  birinci seçilmiştir. İşte o Goethe diyor ki:

”Hiç kimse Hz. Muhammed’in prensiplerinden daha ileri bir adım atamaz. Avrupaya nasip olan bütün başarılara rağmen , bizim konulmuş olan bütün kanunlarımız, islam kültürüne göre eksiktir.Biz Avrupa milletleri medeni imkanlarımıza rağmen, Hz. Muhammed’in son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız. Şüphe yok ki, hiç kimse bu yarışta O’nu geçemeyecektir.”

 

Yine bir başka  batılı yazar, şair ve politikacı olan Alphonse Lamartine ‘Türkiye Tarihi’ adlı eserinde şöyle yazar:

“ Eğer gayenin büyüklüğü, vasıtaların küçüklüğü ve elde edilen sonucun inanılmaz büyüklüğü, insan dehasının üç ölçüsü ise, tarihin herhangi bir büyük şahsiyetini,  bir insan olarak Hz. Muhammed ile karşılaştırmaya kim cesaret edebilir?...”

 

Kur’an – ı  Kerim ile ilgili araştırmamın henüz başında olduğumun bilincindeyim. Daha detaylı bir şekilde tamamını türkçesinden okuyup önceden bilmediğim birçok şeyi öğrenmek kararındayım. Ancak bu araştırma ve öğrenme sonucunda Kur’an –ı Kerim’in, varlığına inandığım Kutsal mesaj olup olmadığı konusunda  kesin bir kanaate varmam mümkün olacak. Bilgi edinmek sadece para kazanma amaçlı olmamalıdır, haksızmıyım?...