titles ana sayfa yazi disizi makaleler diger bilgiler iletisim




 

Önsöz

Günümüz insanı ailesinden, okuldan, medyadan edindiği eğitim  ve sahip olduğu kültür dolayısı ile, genellikle tek boyutu madde olan bir yaşam sürdürmektedir. Benim ülkem Kıbrıs’ta da durum ne yazık ki aynidir. Bu eğitim ve kültürün doğal tek sonucu maddenin en yüce değer kabul edilmesidir. Maddi olmayan değerler yok sayılmakta veya alaya alınmaktadır. Hedef olabildiğince çok dünya malı, para ve bunları elde etmek için uygun mevki veya meslek edinmektir. Ancak mal da, para da, mevki de sınırlı, onları elde etmek isteyenler çok. Bu kitabı, “ sınırsız bir hırsla sınırlı dünya”yı elde etmek için kaçınılmaz olarak birbirleriyle çatışmak, kamplara bölünüp yabancılaşmak zorunda kalan ve iç huzurunu kaybeden insanlar için, onların gönül pencerelerini aralayıp oradan eşşiz güzellikteki soyut bir dünyaya bir göz atmalarına yardımcı olmak için ve bu şekilde onların iç  dünyalarında bir bahar havası estirmek ümidiyle kaleme aldım.

Günümüz  insanı   var olan eğitim sistemi ve materyalist felsefe egemenliği sonucu, kendisine tek hedef olarak ‘maddi zevk’lerin en yüksek oranda elde edilmesi idealini kabul etmiştir.
Maddi zevklerin kaynağı da maddidir. Dünyamızdaki maddelerin ve maddi imkanların  sınırlı olması, doymak bilmeyen bir iştah ile o maddeleri elde etmeye çalışan insanları bitmez tükenmez bir ‘madde elde etmek yarışına’ sürüklemektedir. Bu ise insan ve toplumlar için aşırı bir çalışma, uğraşma, didişme, zorbalık, entrika ve bunların sonucunda birbirleri ile düşmanlaşan birey ve toplumlar oluşmasına neden olmaktadır. Zaten bireylerin, toplumların ve ulusların çatışma ve kavgalarında hep bu maddi çıkar hesapları vardır.

İnsanların bir kısmı madde ile o kadar meşguldürler ki insanca düşünmek bir yana, doğruyu güzeli bulabilmek için birkaç dakika bile düşünebilme gücünü, kendi iç dünyalarında doğuştan var olan ve adına ‘vicdan’ denilen manevi pusulalarına  başvurabilme yeteneğini hiç ama hiç gösterememektedirler. Zaten ihmal edilen ve maddi çıkarlarını elde ederken sık sık zorlanan vicdanlari ve  çoğu zaman da psikolojıleri de ne yazik ki negatif yönde etkilenmektedir. Aynen camı kırılıp içine taş toprak ve başka kirli maddeler dolan bir pusula ibresinin  asla kuzeyi gösterememesi gibi...

Ben sıradan bir insan olarak gene sıradan insanlara bu pusula ve aklın nasıl temizlenip yeniden kullanılabileceğini anlatmaya çalıştım. Bunu yaparken şu anda  anlaşılabilmek kaygısı ile halk dilini kullanmaya çalıştım. Anlatılan konuların çok daha fazla kelimeye ve kavrama, özel terimlere ihtiyaç duyduğu kesindir. Ancak başta belirtmeye çalıştığım ve bir realite olan “ toplumumuzun madde eksenli kültür içerisinde olması durumu” sade ve basit bir anlatım şeklini zorunlu kılmıştır.

Amacım içinde güneşin bile görünmediği madde ormanında yönünü, yolunu kaybeden insana, bu ormandan çıkabilmesi için el uzatmak, günümüzün kayıp insanına  çıkış yolunu gösteren işaretler koymak, nasıl çıkabileceğini öğretmektir, tabii elimden geldiğince...

Herhangi bir insanın, ulaşmaya karar verince doğru bilgilere nasıl kolayca ulaşabileceğini göstermek istedim. Adeta mayın tarlasına düşmüş ve nasıl çıkacağını bilemeyip yardım bekleyen insana, üzerine basıp ilerleyebileceği ve sonunda güvenli bölgeye adım atacağı ayak izleri bıraktım.

Bu kitabı okuyup düşünmeye başlayan ve görebildiklerinden fazlası olabileceğini kavrayabilenlere ne mutlu! Eğer bir kişide bile bu gelişimi sağlayabildimse bana ne mutlu!...

Mustafa Ahmet